Mahal – Flux (21 March 2019)

MAHAL

Mahal, Müze Evliyagil için gerçekleştirilen mekâna özgü bir ses projesidir. İçinde performans, ses yerleştirmesi gibi öğeler barındırıyor olsa da, özünde dinleyiciye kolektif bir ses deneyimi sunmayı amaçlar. Yedi bestecinin beraber oluşturduğu bir zemin üzerinde şekillenen eserler, eşzamanlı olarak müzenin içinde diğer sanat eserleri gibi kendilerine ait olan mekânları kaplar. Her bir eser diğerinin alanına müdahalede bulunarak, onun içine nüfuz eder. Sesin kaçınılmaz sınır tanımayışı, proje için bir engel teşkil etmek yerine, ortak bir çıkış noktası olmuştur. Bir saat boyunca mekânın her noktasına nüfuz eden, dışına taşan bu kolektif ses dünyası, mekânın bugüne kadar oluşturduğu hafızaya yeni bir katman eklemeyi amaçlar. Bir konserin aksine, Mahal’in deneyimlenmesi için ideal bir alan bulunmamaktadır. Müzenin her yerine yayılan seslerin bir bütün olarak algılanmasının imkansızlığı, dinleyicileri kendi rotalarını çizmeye teşvik edip; özgün ve öznel bir deneyime yönlendirir.

 

Mahal is conceived as a site specific sound project for Müze Evliyagil. Even though it contains diverse elements such as musical performance and sound installation, it aims to provide the audience with a collective sound experience. Works, that are formed upon a conceptual basis thought out by seven composers, occupy their own spaces  simultaneously in a similar fashion that art objects are placed in a museum. Each work penetrates into the other by interfering with the space of the other. The impossibility of containing sound in a closed space, became a common starting point rather than an obstacle for the project. For a good hour, this collective sound world that penetrates every corner inside and spills outside, aims to add a new layer to the memory that the space has created up to now. Unlike a musical concert, Mahal does not require any ideal position to experience. The impossibility of perceiving sounds of Mahal as a whole, encourages listeners to draw their own individual paths, ultimately offering them a unique and subjective experience.

 

————————————————————-

Deniz Çağlarcan

Flux

2019, 7.1 Ses sistemi için, for 7.1 Surround Speaker System

Ses her zaman içinde bulunduğu mekânda akseder. San Francisco’da bulunan, dalgaların aktive ettiği ses heykeli Wave Organ‘ın ardındaki fikirden yola çıkarak, aynı ses kaynağının birden fazla mekânın içinde eşzamanlı olarak yansıması, Flux‘un dünyasını oluşturur.  Eser boyunca, dinleyiciler bestecinin Wave Organ ile olan etkileşimi sonucu ortaya çıkan, mekânlar arası daimi bir akışı deneyim etme imkanı bulacaklardır.

Based on the idea behind the Wave Organ, the sound-activated sound sculpture in San Francisco, the simultaneous reflection of the same sound source in multiple spaces forms the sound world Flux. Throughout the work, listeners will have the opportunity to experience a continuous flow between spaces, resulting from the interaction of the composer with the Wave Organ.

Deniz Aslan

Pencere / Window

2019, 1 adet eski tip kasetçalar, 1 adet stereo müzik seti ve 1+1 bilgisayar hoparlör seti için, for a cassette player, a stereo and a 1+1 computer speaker set

Farklı dönemlerden, farklı teknoloji ve farklı dinleme pratiğine sahip üç ses sistemi; aynı materyal kullanılarak ses kalitelerinin getirdiği özellikler, kullanım gelenekleri ve taşıdıkları başka tür anlamlar doğrultusunda “idiomatic” şekilde bestelenmiş üç ayrı parçayı, ayrı noktalarda aynı anda çalmaktadır. Bu sayede, çok boyutlu bir kontrpuan oluşturularak müziğin lineer hali bozulup, bu ses dünyalarına yeni bir pencere açılmaya çalışılmaktadır.

Three sound systems from different periods with different technologies which convey different listening practices, simultaneously play three separate music which are “idiomatically” composed using the same material while taking the sound qualities, characteristics, conventions and connotations of each system into consideration.

By creating a multi-dimensional counterpoint, the piece intends to break the linearity and open a new window on these sound worlds.

Engin Dağlık

Point-Instant

2019, Merdivene yapıştırılmış 10 transdüser hoparlör için, for 10 transducer speakers attached to the stairway

Mekândaki her bir noktanın anlık bir imgeye sahip olduğunu farz edersek; sonsuz sayıda an, içinde karmaşıklığı ve sadeliği aynı anda barındıran, akıcı bir devinim yaratır. Bu devinim boyunca, her bir nokta mekânın anlamını dinamik bir biçimde dönüştürür. Point-Instant ‘da sese; bulunduğu yerden dolayı biçim oluşturan, komşu mahallere sızan, bütün devinime hizmet eden noktalar kümesi fikri ile yaklaştım.

If we imagine that each point in the space has an instant image, the infinite number of instants create a fluent motion which contains both complexity and simplicity within itself. Through this motion each point transform the meaning of space dynamically. In Point-Instant, I approached to sound as those points which are shaped by the place they belong while leaking into their neighbors in order to serve the whole motion.

Saim Gülay

Manyetik Mahal / Magnetic Mahal

2019, Davul, objeler ve bant için, for a drum, objects and tape

Manyetik Mahal’i gözlerinizle göremeyeceksiniz; fakat o bir davul ile sizin kulaklarınıza dokunacak.

You won’t see the Magnetic Mahal, but it will touch your ears by a drum.

Nadir Kaya

Mahal Yok / No ground for

2019, bir saatini müzede geçiren üç sanatçı ve günlük hayatta kullanılan bazı nesneler için, for three artists being one hour in a museum and using some daily life objects

Bir çok kişi için baharın gelişini ve yeniden doğuşu sembolize eden bu günde, her üç karakter de farklı zamanlardan farklı karakterleri canlandıracak, alanın tümünde var olacak, eserleri deneyimleyecek ve kendi yaratım süreçlerini deneyimletecekler. Zaman ve alan kavramları ters düz olacak.

On this particular day which symbolizes, for many the arrival of spring and therefore rebirth, all three actors using the entire space, will enact different characters from different times. They will experience the works and at the same have the audiences experience their own creation processes. Concepts of time and space will be upside down.

Yunus Thurston

when now then (than) never:

2019, 10 icracı ve mekan için, for 10 performers and spaces

Flüt, Klarnet, Melodika, Trombon, Tuba, Perküsyon, Keman, Çello, Kontrbas, Nesneler, Flute, Clarinet, Melodika, Trombone, Tuba, Percussion, Violin, Cello, Double Bass, Found Objects

Bu eser başka seslerin ve anların yaşaması için bir çerçeve oluşturmayı amaçlamaktadır.

This piece aims to create frame for other sounds and moments to exist.

Tolga Yayalar

In the Room / Odada

2019, 3 kanal bant için, for 3-channel tape

Dört duvar, bir tavan ve zeminden oluşan kapalı bir oda, dış dünyayı yadsıyarak kendi içinde yoğunlaşmış bir algıyı tetikler. İnsanın bu durumda dış dünyayla bağlantısı sadece ses ile olacaktır, çünkü ses ışığın aksine sınır tanımaz. Odada, dört duvarın içine hapsolmuş ve yankılanarak evrim geçirmiş hayaletler ve ancak hayalimizde var edebildiğimiz bir dış dünya kurgusu mevcuttur.

A room consisting of four walls, a ceiling and a floor triggers a concentrated sensation while negating the outside world all together. In this case our only connection to the outside is through sound, for sound has no boundaries unlike light. In the room, there are ghosts that are trapped within four walls and transformed through reverberations and fictional outside worlds that could only exist in our imagination.

 

http://www.muzeevliyagil.com/en